18 Ağustos 2011 Perşembe

İnsanları Kendinize Güldürmeyin!


Şimdi yazacağım yazı öncesinde küçük bir hatırlatma ve açıklama yapma gereği hissediyorum. Elbette isteyen istediği gibi giyinir. Nitekim yaşadığımız toplumda zevkler ve tercihler noktasında birbirimize saygı duymayı da öğrenmemiz gerekiyor. Lakin benim az sonra anlatacağım şey kendini “stil zengini, moda ikonu, moda otoritesi, moda ilahi(!)” vb. olarak lanse ederek yapılabilecek en büyük hatayı bir kere bu  “tanımlama/unvan”ları kullanarak kendilerine mal edenlere olacak.


Kişi kendi vücudu tanımalı, sevmeli, kusurları varsa bunları perdeleyerek kendine yakışanı bulmalı, kişiliğini kıyafetlerine yansıtmalıdır. Bu noktada sanıyorum çoğumuz aynı fikirdeyiz. Sorunsa şu; yukarıda bahsettiğim tanımlamalarla kendini “moda ilahı” (!) olarak tabir eden çevremizde ve medyada gördüğümüz kişilerin yaptıkları hatalar…


Durumu birkaç örnekle açıklayacak olursak boyu bir metre 50 santim olan birinin modadan bu kadar iyi anlayıp takip ettiğini, stil sahibi olduğunu bas bas bağırırken gidip (boy bir metre 50 santim olunca varın bacak boyunu siz tahmin edin artık) o dizüstü çizmeyi, yerleri süpüren uzun tuvaleti, blazer ceketi ve neredeyse on, on iki santim olan o yüksek ökçeli pabuçları, o göbek ve basenlerine daracık kotları ve suratlarındaki o aşırı makyajla bele kadar inen o uzun ve genelinde platin sarısı saçları da dahil olmak üzere adeta annesinin kıyafetlerini giyip makyaj malzemelerini çalarak gizlice suratına Allah ne verdiyse sürüp sürüştürüp “Çok güzel oldum. En güzel benimmmm” diyen 5 yaşındaki mutlu kız çocukları gibi gezinmesini anlamıyor, anlayamıyorum ben. Şu anlattıklarım moda konusunda bu kadar iddialı olan biri için yapılabilecek en ölümcül hatalardan bi kaçı olsa gerek!


Ya da tersi bir örnekle boyu uzun olmasına rağmen gidip bir on-on beş santim topuklu giyerek sokaktaki elektrik direklerine benzeyen, yine uzun boyuna rağmen göbek/beli kalın olan birinin kalkıpta tüm dikkatleri o bölgeye çekmesi (olumsuz anlamda dikkat çekmesi), ya da bacak boyunun uzunluğuna güvenip hiper mini! denilebilecek kısalıkta bir etekle çekiştire çekiştire yürüyerek güzellikten ziyade “Ne yapıyor acaba?” diyen bakışları üzerine çekerek yürümesi, güçsüz zayıf saçlarında bir santim dahi kıvrım olmamasına rağmen sırf mankenlere özenip pırasa misali uzatanlar moda konusunda bu kadar iddialı olan ve yukarıda sözünü ettiğim sıfatları/ünvanları kendine mal edenler için yapılabilecek en büyük hatalar aslında. Ve en yakınları dahi çıkıp eğriye eğri doğruya doğru diyerek gerçeği söylemediklerinden ya da söyleseniz de bunu kabul etmediklerinden (bu da ayrı bi konu tabii) kötü bir niyetiniz olmasa dahi hemen “kıskanç “kişi olarak addedilebiliyorsunuz.

Bu kişiler bunları iddiasız olarak yapsalar kimsenin umurunda olmayacak, göze bu kadar batmayacak, yaptıkları hataları telafi edebilecek ve de alay konusu olmayacaklar belki. Lakin “moda ilahi, moda otoritesi, stil zengini” gibi sıfat/unvan/tanımlamalarla modadan çok iyi anladıklarını, söyleyip göz önünde olan kişiler mağaza vitrinleri ve medya’dan gördüklerini kopyala yapıştır mantığıyla kendilerine uygulayanlar açıkçası insanları arkalarından kendilerine güldürmekten başka bir şey yapmıyor, yapamıyor ne yazık ki… Böyle insanların artık delilik mi denir, özgüven mi, yoksa umursamazlık mı? Bu tutumlarına hayran kalmamaksa elde değil!..


Bir şeyi söylüyorsanız (stil zenginiyim, moda’dan çok iyi anlarım takip ederim diyenler) insanları sonuna kadar acımasızca eleştirip türlü kulp takıyor ama sıra size gelince yaptığınız “hata”ları kabul etmiyor, kendinize hiç toz kondurmuyorsanız o halde o söylediğiniz lafın ardında durun ve gereklerini de yerine getirin. Yoksa kim ne giymiş, neyi nasıl takmış bunlar önemli değil. Herkes bi şekilde bir şeyler giyiyor ve sokağa çıkıyor. Özetle bi şeyden çok iyi anladığınızı söyledikten sonra insanları olmayacak “hata”lar yaparak, kendinize güldürmeyin… 



Hiç yorum yok: