18 Temmuz 2011 Pazartesi

gittim, gördüm, geldim bölüm I

Helelooyyy sevgili okur terk-i diyar olup çöplüğüme geri döndüm. Eskisi gibi yaşadığım coğrafyadayım yine yani:D

Efenim yapmaya yeltendiğim iş /sektör değişikliğinden vazgeçtim yapmayacağım. Şartların maça elverişsiz olduğunu düşünmemden mütevelli vazgeçtim yani. E hem olur öyle arada canım di mi e hi!:ÇÇÇ,

Efenimmmm şimdi acıcık uzun olmak kaydıyla bu yazımı sizleri okurken sıkmaması adına üç parçaya ayırıp yazmaya karar verdim. Şimdi bu birinci kısım ve başlıyoruzzzzzz )))) 
Malum şehir dışında farklı bir coğrafya ve iklimde geçen bir haftanın ardından elbette yazacak anlatacak çok şey birikti. Fakat çokta derinlere inmeden belli başlı bi kaç şey hakkında yazmak istiyorum ben. Mesela iş yerinin karşısında ve kalma olasılığım olan kiralanacak evin (iş yeri ile aynı yerde idi) tepesinde baz istasyonu olması –ki ben epey hassas bi bünyeye sahibim evde bile cep tel. benden 1 metre en az uzakta durur baş ağrısı yapıyor yani ve oraya daha ilk gittiğim günden itibaren sürekli baş ağrısı çektim durdum buraya gelene kadar. Sonra evin karşısında adli tıp’ın kadavraları getirdiği yer cenaze nakil araçları, ambulanslar akabinde olay yeri inceleme ve kapıda bekleşen  ağlaşanlar falan:S ortam pek bana göre değildi yani:S

Efenim kuzende kaldım şehir dışında olduğum bu süre zarfında ve kuzenin evinden de yüksek müsaadelerinizle biraz bahsetmek istiyorum ben. Ev geniş, güzel bi ev. Semt olarakta elit bi yer. Karşısında en basitinden kaymakam’ın evi var ulen güvenlik üst düzeyde yani:D Yüksekliği haricinde güzel yani bina:D O bölgede site içerisindeki evlerin çoğunun bahçelerinde havuzu neyim var falan. Neyse işte bizde indik falan havuzun suyu yeni değiştirilmiş sebebini öğrendiğimde abavvv dedim :D Çocuklardan biri geçen hafta havuza kakasını yapıp kaçmış ve o sebeple su değiştirilmiş. Ben bunu duymasam da girmezdim o suya gerçi de:D Girmedim nitekim.:D  Sadece 1 saatçik güneşlenmeyle yetindim. Zati güneşe bakabilen biri de değilim alerjim var. Neyse işte havuz başında böyle yağlı yağlı teyzeleri gördüm yemin ediyorum içim kalktı öğkkk dedim bu ne lem:D Sonra zati çok durmadık orda gittik kuzenle eve çıktık:D 

Sonra yine aklımda kalan ve burada anlatabileceğim türden şeylerden:D  olan bazı hatıratlar var. Misal ben burada sürekli insanların 85 santim belki daha da uzun emin değiliz 85’i kesindi de uzamıştır ama o vardır bi 90 santim ya:D neyse işte o saçımdaki kuyruğa yaşadığım coğrafyada insanların çekmek asılmak ve bakıp “aaa gerçek miiii?” çektikten sonrada “aaa gerçekmişşşş” gibisinden malca soru cevaplarından alışkındım. Yine sinirleniyordum evet ama en azından alışkındım. Neyse efenim gittiğim yerde de insanların bakışlarından yeterince rahatsız olduktan sonra dükkan da satış yapan hatunlardan biri “aaa gerçek saç mı o sizin mi?” diye mal bi soru sordu. Allah’ım yani böyle gülsem miiii, “salakkkkk” mı desem ya da “yok yanımdakinin ödünç verdi arada ben takıyorum” mu desem bilemedim ve artık 35 derece+nemli havadan mütevelli sinir tepeme zıpladığından sadece “hı hı benim” demekle yetindim zira ağzımdan artık bi açıklama tümcesi çıkmasına mecalim kalmamıştı. Devrisi gün aynı dükkana yine girdik ve hatun beni kuyruğumdan tanıyıp gülümsedi “siz dün de gelmiştiniz değil mi?” dedi. Vay arkadaş! Ne kuyrukmuş bi gören bi daha unutmuyor yahu! :ÇÇÇ

DEVAMI "gittim, gördüm, geldim bölüm II"de...

Hiç yorum yok: